Yusuf Mert Sönmez
ProSCon Mühendislik
Kurucu Ortak – Kimya Yüksek Mühendisi

GİRİŞ

Tehlikeli alan (zone) sınıflandırması, yalnızca bir güvenlik gerekliliği değil; aynı zamanda mühendislik tasarımı, ekipman seçimi ve yatırım bütçesini doğrudan etkileyen stratejik bir karardır. Bu yazıda, yanlış yapılan zone sınıflandırmasının nasıl ciddi CapEx (yatırım gideri) hatalarına yol açabileceğini ve doğru bir yaklaşımın nasıl maliyet avantajı sağlayabileceğini inceliyoruz.

Tehlikeli Alan Sınıflandırmasının Önemi

Endüstriyel tesislerde patlayıcı gaz, buhar veya toz atmosferlerinin oluşma riski varsa, tehlikeli alan sınıflandırması zorunlu bir adımdır. Bu sınıflandırma; tesisin güvenliğini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda yatırımın doğru planlanmasında kritik rol oynar.

TS EN 60079-10-1 (gaz/buhar ortamları) ve TS EN 60079-10-2 (toz ortamları) gibi uluslararası standartlar, bir ortamın Zone 0, 1, 2 veya Zone 20, 21, 22 olarak sınıflandırılması için temel kriterleri sunar. Yanlış belirlenmiş bir zone, gereksiz yere yüksek koruma sınıfı gerektiren ekipmanların seçilmesine neden olabilir. Bu da maliyet artışı anlamına gelir. Aksi durum ise gerçek riskleri öngöremeyerek tesis güvenliğinin azalması anlamına gelir.

Tarihsel örnekler, bu konudaki hataların ne kadar ciddi sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor. Ülkemizde de özellikle son yıllarda yaşanan kazalar ülkemiz sanayisi adına pek olumlu göstergeler oluşturmamaktadır.

Zone Belirleme Sürecinde Yapılan Tipik Hatalar

Zone sınıflandırması bazen “bir tabloya bakıp değer atama” pratiğine indirgeniyor. Oysa bu yaklaşım hem güvenlik hem de maliyet açısından büyük risk taşır.

Hata 1: “Bir şey olmaz” diyerek zone’u küçültmek ya da hiç yapmamak

Ekonomik kaygılarla ya da bilinçsizce yapılan “nasıl olsa havalandırma var”, “burası zaten açık alan” gibi varsayımlar üzerinden zone daraltmaları görülür. Ancak unutulmamalı ki patlayıcı atmosferin oluşması için sadece birkaç saniye ve birkaç gram yeterlidir. Bu hatalı iyimserlik patlamalara açık davetiye çıkarır. 

Hata 2: “Ne olur ne olmaz” yaklaşımıyla her yeri Zone 1 ilan etmek

Proje ekipleri bazen güvenliği sağlama amacıyla, aslında Zone 2 veya hatta Non-hazardous olabilecek alanları Zone 1 ilan eder. Bu “overdesign” yaklaşımı ilk bakışta güvenli görünse de, yüksek koruma sınıfında ekipman, özel kablolama, mühendislik kısıtları ve bakım zorlukları nedeniyle yatırım maliyetlerini (CapEx) gereksiz şekilde artırır. Dahası, zone’un abartılması gerçek riskleri görünmez hale de getirebilir.

Hata 3: Kaynağı değil, ekipmanı referans almak

Sınıflandırma yapılırken, riskin kaynağına odaklanmak gerekir. Örneğin birçok tesiste, akü şarj alanlarında redresörün üzerine havalandırma yerleştirilir. Ancak redresör gaz çıkarmaz; hidrojen (H₂) gazı üreten kaynağın kendisi aküdür. Dolayısıyla zone sınırı, gazın çıktığı noktaya göre belirlenmeli ve havalandırma da bu alanı hedef almalıdır. Bu tür hatalı tasarımlar, görünmeyen ama kritik güvenlik açıkları yaratır.

Yanlış Zone → Yanlış Ekipman Seçimi

Zone sınıflandırması doğrudan ekipman seçimini belirler. Yanlış zone = yanlış koruma sınıfı = yanlış yatırım anlamına gelir.

  • Zone 1 ilan edilen bir alanda daha pahalı ex ekipmanlar seçilir. Bu sadece ekipman bedelini değil; ekipman boyutunu, ağırlığı, montaj yöntemini, bakım sürecini ve teslim sürelerini de etkiler.
  • Zone 2 olması gereken bir alan Zone 1 yapılırsa, pano, aydınlatma, motor gibi tüm Ex ekipmanlar daha pahalı sınıfta alınır.
  • Tersi durumda, güvenlik seviyesi düşer ve ciddi risk oluşur.

Doğru Zone = Optimize Ekipman Seçimi

Zone doğru belirlendiğinde, güvenlikten ödün verilmeden ciddi maliyet avantajı sağlanabilir. Uygun koşullarda Zone 1 yerine Zone 2 olarak sınıflandırılan bir alanda, Ex d yerine Ex ec ve Ex n gibi daha ekonomik ekipmanlar kullanılabilir. Hatta bazı durumlarda alan, tehlikesiz bölge ilan edilerek patlamaya karşı korumalı ekipman ihtiyacı tamamen ortadan kaldırılabilir. Bu yalnızca ekipman maliyetini değil, teslim süresi, bakım kolaylığı ve tasarım özgürlüğünü de olumlu etkiler. Doğru zone eşittir doğru yatırım demektir. Bu nedenle zone sınıflandırması, bir “güvenlik formalitesi” değil; bir mühendislik ve maliyet optimizasyon aracı olarak ele alınmalıdır. Hesaplamaya dayalı, proses verisine göre yapılmış bir zone analizi; gereksiz yere Ex d pano, ATEX motor, ex armatür yatırımlarının önüne geçer.

Zone Sınıflandırmasının Mühendislik ve Finansal Etkileşimi

Patlamadan Korunma Dokümanı ve zone kararları, sadece iş güvenliği departmanının değil; proses, tasarım ve işletme ekiplerinin ortak kararı olmalıdır.

Sıkça görülen birkaç durum:

  • Tesis kurulumu sonrasında işletmeye yeni açılmış bir ünitede yapılan zone belirleme çalışmalarında bir alan Zone 1 ilan edilir ve işletme ekibinden oradaki hiçbir ekipmanın ex sertifikalı olmadığı bilgisi gelir. Bu durumda birilerinin yönetime yapılan yeni yatırımın hatalı olduğunu anlatması gerekecektir.
  • Tasarımda Zone 1 olarak ilan edilen bir alan için, satın alma sürecinde Ex d ekipman fiyatları geldiğinde bütçe krizi yaşanır. Ya proje güvenlikten taviz verir, ya da yatırım maliyeti kontrolsüz şekilde artar.

Bu durumların önüne geçmenin tek yolu, projenin erken aşamasında disiplinler arası bir değerlendirme yapmaktır. Zone sınıflandırması, izole bir güvenlik kararı değil, bütünsel bir mühendislik ve yatırım stratejisidir.

Sonuç

Zone sınıflandırması doğru yapılmadığında ya güvenlik riski alınır ya da gereksiz maliyet doğar. Her iki durumda da proje ve şirketler kaybeder.

 

Hatalı zone = Hatalı CapEx demektir.

 

Unutulmamalıdır ki, yanlış zone, geç alınmış bir karardır. Ve geç alınan her karar, daha pahalıdır.