Yusuf Mert Sönmez
ProSCon Mühendislik
Kimya Yüksek Mühendisi

GİRİŞ

Kimyasalların bulunduğu işletmelerde arıtma tesisleri doğası gereği kirlenmiş atıksuların temizlenmesi amacıyla kullanılmaktadır. Arıtma tesislerinin kapasitesi işletmenin mevcut yükünün hesaplanması ile başlamaktadır. Bu kapasitenin hesabında tesisin rutin operasyonlarının yanısıra acil durumlarında değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Acil bir durumda örneğin, tank sahasında bulunan yaklaşık 5000 metreküplük bir tankın boşalması durumunda eğer dayk alanındaki yağmur suyu kesici vanaları açık ise tüm bu döküntü arıtma tesisine yönlenecektir. Bu akışın kesilmeye çalışılması durumunda kanallar taşacak ve tesisin muhtelif yerlerinde kimyasal taşkınlar yaşanacaktır. Eğer bu kimyasal parlama noktası düşük alevlenir bir sıvı ise bu durumda tesisin muhtelif yerlerinde patlayıcı gaz ortamları oluşacaktır. Yaşanan pek çok endüstriyel kazada alevlenir sıvı döküntüsünün arıtma tesisine ulaşması ve buradan kıvılcım alarak patlama ve yangına dönüştüğü bilinmektedir. Buna en yakın örnek 2009 yılında Porto Rico şehrindeki Karayip Petrol Terminalinde gerçekleşmiştir. Terminalde gemiden benzin tahliyesi esnasında benzin tankı taşarak yaklaşık 20 kara tankeri kadar benzin tanktan taşmıştır. Taşan benzin arıtma tesisine ulaştığında seperatörlerde bulunan motordan kıvılcım almış ve patlama gerçekleşmiştir. Meydana gelen parlama ile birlikte buhar bulutu patlaması da gerçekleşmiştir. Kazada üç kişi yaralanmıştır ve terminal bünyesindeki 48 tankın 17’si tamamen yanmıştır. Yangının kontrol altına alınabilmesi üç gün sürmüştür.

Benzer bir kaza 2005 yılında İngiltere’de yaşanmıştır. Buncefield kazası sonucunda ölümün olmaması sevindirici olsa dahi 43 kişi yaralanmış ve toplam 1.5 milyar USD hasar meydana gelmiştir. Kaza ile başlayan yangın 4 gün söndürülememiştir. Bu kazada ise tutuşturucunun park halindeki bir aracın egzozu olduğu öne sürülmektedir.

NELER YAPILMALI?

30 Nisan 2013 tarih ve 28633 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Çalışanların Patlayıcı Ortamların Tehlikelerinden Korunması Hakkında Yönetmelik” Madde 10 gereği olarak her işletmeci işletmesi içerisinde bulunan patlayıcı ortamların değerlendirildiği Patlamadan Korunma Dokümanını hazırlamak zorundadır. Bu doküman içerisinde mevzuat gereği yazılı olarak aşağıdakiler bulunur.

  • Patlama riskinin belirlendiği ve değerlendirildiği hususu
  • Yönetmelikte belirlenen yükümlülüklerin yerine getirilmesi için alınacak önlemler
  • İşyerinde patlayıcı ortamların tehlikelerine göre sınıflandırılmış yerler (Zone 0, Zone 1, Zone 2, Zone 20, Zone 21, Zone 22)
  • Organizasyonel ve patlamadan korunma önlemleri ile belirlenen tehlikeli alanlarda bulunan elektriksel ve elektriksel olmayan ekipmanların asgari gereklerine uyumu
  • Çalışma yerleri ve uyarı cihazları da dahil olmak üzere iş ekipmanının tasarımı, işletilmesi, kontrolü ve bakımının güvenlik kurallarına uygun olarak sağlandığı
  • İşyerinde kullanılan tüm ekipmanın 25/4/2013 tarihli ve 28628 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliğine uygunluğu

Patlamadan Korunma Dokümanı hazırlanırken genellikle arıtma tesislerinde alevlenir sıvıların bulunmadığı varsayılır. Oysa yaşanan kazalar göstermektedir ki, arıtma tesisleri herhangi bir döküntü durumunda alevlenir sıvı ile dolmaktadır. Bu durum alevlenir buhar ve havanın hazır bulunduğu arıtma tesislerinde tutuşturucunun da oluşması ile patlamayı beraberinde getirmektedir.

Karayip Petrol Terminalinde 2009 yılında gerçekleşen kaza sonrasında pek çok işletme tank sahası dayklarının kesici vanalarını kaldırmış ve daykı tamamen körlemiştir. Bu durumda daykın kesici vanalarının açık unutulma veya bırakılma ihtimali ortadan kalkmaktadır. Bu yenilenen tasarım ile dayk içerisinde biriken kirli su veya yağmur suyu dalgıç pompalar aracılığıyla kontrollü bir şekilde dayktan ilgili yere boşaltılmaktadır. Daykların körlenmesi aynı zamanda yağmur suyunun denize gönderildiği bazı liman işletmelerinde de kaza sonucu denize döküntü yaşanmasını engellemektedir.

Aynı durum arıtma tesislerindeki kompostlaşma ve dekompozisyon sonucunda açığa çıkan alevlenir gazlar için de söz konusudur. Açığa çıkan gazın havaya göre bağıl yoğunluğu değerlendirilerek bu gazın atmosferde yükseleceği, zemine çökeceği veya havada askıda kalacağı üzerine değerlendirme yapılır. Bu değerlendirme sonucunda alevlenir gazın hangi bölgede patlayıcı ortam oluşturacağı belirlenir ve gerekli tedbirler alınır.